Damar hastalığı deyip geçmeyin

Damar hastalığı deyip geçmeyin

Günümüzde her geçen gün artan damar hastalıkları tedavi edilmediği takdirde tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor ve kişiyi ölüme götürebiliyor. Doç. Dr. Cem Arıtürk, en tehlikeli dört damar hastalığı hakkında konuştu.

06 Kasım 2019 - 13:25

En tehlikeli damar hastalıklardan birinin “Derin Ven Trombozu” kısaca DTV olarak bilinen hastalığı olduğunu kaydeden Arıtürk, bu hastalığın vücuttaki derin bir vende oluşan kan pıhtısı anlamına geldiğini bildirdi. DTV’nin sıklıkla bacak toplardamarlarında meydana geldiğini, bununla birlikte karın içi toplardamarda ve gövdenin altı ile bacakların kirli kanını kalbe taşıyan ana toplardamarda da görülebildiğini belirten Arıtürk, genelde bacakta ani başlangıçlı şişlik, ödem, ağrı, kızarıklık, gibi şikayetlerle görüldüğünü dile getirdi. Bununla birlikte DVT’nin, akciğere pıhtı atması (pulmoner emboli) riski nedeni ile tehlike taşıdığını vurgulayan Arıtürk, bu hastalarda akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanmasının ciddi şikayetlerle seyreden ve acil tedavi gerektiren bir durum olduğu bilgisini paylaştı. Arıtürk, DTV hakkında şu şekilde konuşmasını sürdürdü:

“DVT riski; hareketsiz, spor yapmayan ve şişman belirgindir.. Uzun süre hareketsiz kalan meslek gruplarında (pilot, hostes, bankacı …) ve kanama pıhtılaşma bozukluğu olan kişilerde de daha sık görülür. Kadınlarda gebelik dönemleri ve doğum kontrol hapı kullanımı da riskler arasında yer alır. Uzun süre hareketsiz kalınması bacak kaslarının hareketsizliğinden dolayı bacak toplardamarlarında kanın birikimi ile sonuçlanır. Bu göllenme, bacak damarlarında pıhtılaşma riskini arttıran en önemli sebeplerdendir. Derin Ven Trombozunda tanı renkli doppler ultrasonografi ile konur. İlaçlı tomografi gereken durumlar olabilir. DVTnin yerleşimine, hastaın klinik durumuna, genel özelliklerineve şikayetlere göre tedavi stratejisi belirlenmektedir.”

Arıtürk konuşmasının devamında, diğer bir tehlikeli damar hastalığını “Abdominal Aort Anevrizması” olarak belirtti. Karın bölgesindeki en büyük atardamar olan aort damarının normalin 1,5 kat çapına kadar genişlemesi ve balonlaşması anlamına gelen hastalığın, diğer damar hastalıklarının aksine genellikle herhangi bir belirti vermediği için başka nedenlerle yapılan tetkikler sonucunda ortaya çıktığını kaydeden Arıtürk, “Einstein’ın da ölüm sebebi olan ve genellikle ileri yaştaki (60 yaş ve üzeri) insanları etkileyen bu hastalık, erkeklerde kadınlara göre daha fazla görülmektedir. Hastalığın toplumda altmış yaşın üzerindekilerde görülme sıklığı yüzde 9 oranındadır. Günümüzde ameliyatsız girişimsel yöntemlerle başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir” diye açıkladı.

Akciğer Embolisi (Pulmoner Emboli) olarak adlandırılan ve derin bacak toplardamarlarında oluşan pıhtının (trombüs), oluştuğu yerden koparak akciğer atardamarını tıkamasıyla meydana gelen hastalığın bir diğer tehlikeli damar rahatsızlığı olduğunu bildiren Arıtürk, bu hastalığın ani başlangıçlı göğüs ağrısı ve nefes darlığı belirtileriyle kendini gösterdiğini söyledi. Arıtürk, Akciğer Embolisinin, bacaktaki pıhtıdan kopan parça ya da parçaların, boyutuna göre akciğer atardamarının ana gövdesinde, dallarının bir veya birkaçında tıkanmaya sebep olarak nefes darlığı, göğüs ağrısı ve kanlı balgam çıkarma gibi şikayetlere de sebep olabileceğini belirtti. Arıtürk bu hastalıkla ilgili son olarak, ana damarlardan biri tıkandığında ise gelişen durumun “Masif Pulmoner Emboli” olarak adlandırıldığını ve hastalar için durumun oldukça ciddi boyutlara (ölüm gibi) ulaşabileceği bilgisini verdi.

Tehlikeli hatta insanı ölüme götürebilecek damar hastalıkları hakkında bilgilerini paylaşan Doktor Arıtürk, son olarak halk arasında “şah damar” olarak bilinen damarların tıkanması sonucu oluşabilecek durumdan bahsetti. Günlük dilde yaygın olarak şah damar diye nitelendirdiğimiz karotis arterleri,vboynun her iki yanında yer alan ve beyne oksijence zengin kanı ulaştıran damarlar olarak açıklayan Arıtürk, beynin ve yüzdeki, boyundaki ve saçlı derideki dokuların kan dolaşımının önemli bir bölümünün bu şah damarları aracılığı ile sağlandığını vurguladı. Vücuttaki her atardamarda olduğu gibi şah damarlarda da aterosklerotik (damar sertliği) sürece bağlı olarak daralma ve tıkanma riskinin bulunmakta olduğuna vurgu yapan Arıtürk, her damar sertliği sürecinde olduğu gibi yağ ve kireç içerikli aterom plaklarına bağlı olarak meydana gelen şah damar tıkanıklığında hedef organın beyin olmasından dolayı, hastalığın olası sonuçları ve komplikasyonlarının çok ciddi olduğunu söyledi. Arıtürk, hastalığın tanısında doppler ultrasonografi, ilaçlı tomografi ve anjiografi bulunduğunu belirterek, “Şah damar tıkanıklıklarının tedavisinde ilaç ile takip, stent takılması ve ameliyat gibi yöntemler bulunmaktadır” dedi.

 

Bu haber 119 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kayseri, gastronomi turizmine adım atıyor
Kayseri, gastronomi turizmine adım atıyor
İzmir’de hayat durdu
İzmir’de hayat durdu