Doğal Çevrenin Baş Belası: Zeytin Karasuyu

Doğal Çevrenin Baş Belası: Zeytin Karasuyu

Zeytin hasat sezonunun başladığı günlerde gündeme gelen zeytin karasuyu ile ilgili aradan iki ay geçmesine rağmen hiçbir önlem alınmadı. Zeytin karasuyunun derelere ve tarım arazilerine verdiği zararı herkes bilmesine ve kanunla yasaklanmış olmasına rağmen değişen bir şey yok. Çiftçiler ve çevrecilerin yetkili kurumlara şikayetleri de etkili olmuyor.

12 Ocak 2020 - 20:50 - Güncelleme: 12 Ocak 2020 - 20:58

Arıtma tesislerinde arıtılamadığı ve artıma maliyetinin çok yüksek olmasını gerekçe gösteren zeytinyağı işletmeleri her yıl olduğu gibi bu yılda zeytin karasuyunu derelere salıyorlar. Göstermelik olarak yapılan karasu havuzlarında bir miktar karasu bulunduran işletmeler yağmurlu havalarda bu suları da borularla derelere akıtıyorlar. Bazı işletme sahipleri kanunen suç olmasına rağmen arıtma kurmadıkları için karasuyu  ya derelere akıttıklarını ya da vidanjörlerle prina fabrikalarına gönderdiklerini söylediler. İzmir’de az sayıda bulunan prina fabrikasının da prinayı tekrar sıkıp kalan zeytinyağını çıkardıktan sonra geride kalan karasuyu ne yaptıkları da bilinmiyor. Prina fabrikalarında çok büyük ebatlara sahip karasu havuzları bulunsa da işlenen binlerce ton prinadan çıkan karasuyu bu havuzlarda biriktirebilmek imkansız. Bu konuda görüş almak istediğimiz bazı prina fabrikası yetkilileri açıklama yapmaktan kaçındılar.

Bu durumdan en çok şikayetçi olanlar ise zeytinyağı fabrikalarının yakınında arazisi olan çiftçiler. Derelere ve tarım alanlarına dökülen karasuyun başta kötü kokusu, yer altı ve yerüstü sularına zararından en çok bu bölgelerde yaşayanlar etkileniyor. Özellikle tarım topraklarını çoraklaştırması en büyük sorun olarak gösteriliyor. Çiftçiler bu sorunun bir an önce çözülmesini talep ediyor. Çiftçiler gibi çevreci vatandaşlar da çevre felaketine neden olan zeytin karasuyunun tarım alanlarına ve derelere dökülmesini istiyorlar. Çevreciler yerel belediyelere defalarca şikayetçi olduklarını ancak belediyelerinde elinden bir şey gelmediğini sadece başvuruları alıp çevre müdürlüğüne ilettiğini anlattılar.  Çevrecilere göre çevre il müdürlüğü bu işletmelere göz yumuyor. Gerekçe ise bu suyu az maliyetle arıtacak teknolojinin henüz bulunmamış olması.

Konu ile ilgili bilgisine başvurduğumuz bir akademisyen ise çevre karasuyunun sadece Türkiye de değil bütün dünya da çözülemeyen bir sorun olduğunu söyledi. En iyi yöntemin zeytin üreticilerinin tek başına karşılayamadıkları arıtma tesisini bir araya gelerek birlikte kurmaları. Böylece hem maliyetin düşeceği hem de arıtma sorunun çözüleceğini belirtti. Kısmi de olsa bir başka çözümün ise üretimde kullanılan üç fazlı makineler yerine daha az karasuyu çıkaran iki fazlı makinelerle üretime izin verilmesi. Bu sayede bir sezonda ortaya çıkan binlerce ton karasuyun kısmen daha azalmasını sağlayacağını söyleyen yetkili, kısa vadede çözümün zor olduğunu ancak bir an önce önlem alınması gerektiğini vurguladı ve ne kadar çabuk önlem alınırsa çevrenin daha az tahribata uğrayacağını söyledi.

Bu haber 68 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Hukuk ile Müziği Birleştiren Avukat
Hukuk ile Müziği Birleştiren Avukat
Zorlu Konak projesinin altında kim var?
Zorlu Konak projesinin altında kim var?